Babuş Nereye Ait?
Günümüz dünyasında, çoğu insan için “babuş” kelimesi farklı anlamlar taşıyor. Kimisi için tatlı bir evcil hayvanın adı, kimisi içinse bir çocuğun babasına ya da büyükannesine hitap şekli. Peki ya bu kelime, “babuş nereye ait?” sorusuyla birleşince, bir anlam kazanır mı? İşte, bu yazıda bu soruya dair bir iz sürüp, toplumun farklı katmanlarında nasıl bir yer edindiğine dair gözlemler yapacağız. “Babuş”un nereye ait olduğunu anlatırken, hayatımda bu kelimenin anlamını nasıl keşfettiğimi ve etrafımdan duyduğum hikâyeleri de paylaşacağım.
Bir Kelimenin Derinliklerine İniyoruz
Ankara’nın bir semtinde büyüdüm. Çocukluğumda mahalledeki tüm çocukların birbirini tanıdığı zamanlardan söz ediyorum. Herkesin evinde, en az bir tane kedisi, köpeği veya herhangi bir evcil hayvanı vardı. Bizim evde de bir kedi vardı, ismi “Babuş”. Aslında çok sıradan bir isim gibi gelebilir ama o zamanlar o kadar yaygın değildi. Herkesin evcil hayvanına sahip olduğu zamanlar, “Babuş” aslında birinin malı, birinin aidiyeti anlamına geliyordu. Yani, birinin “babuşu” olduğunda, o kişiyi de tanıyorduk, o hayvanla birlikte o insanın da yeri, konumu belli oluyordu.
Ankara’da büyüyen bir çocuk olarak, mahalledeki kedilerin, köpeklerin ve hatta kuşların bile bir aidiyeti olduğunu gözlemledim. Her biri, bir sokakta ya da bir evde, bir aileyle ya da bir kişilikle özdeşleşmişti. Ama Babuş’un tam olarak nereye ait olduğunu anlamam biraz zaman aldı. Çocukken, sadece ona isim vermek, sahip çıkmak, ona bakmak yeterli bir aidiyet duygusu gibi görünüyordu. Yıllar geçtikçe, aslında bu kelimenin toplumsal ve kültürel bağlamda daha derin bir anlam taşıdığını fark ettim.
Babuş Nereye Ait? Hayatımda ve Toplumda
Babuş kelimesi, zamanla sadece bir evcil hayvanın adı olmaktan çıkıp, sosyal hayatın farklı alanlarında da kullanılmaya başlandı. Çocukken bu kelimeyi duyduğumda, birinin evcil hayvanını tanıdım demekti. Ancak şimdi düşündüğümde, “Babuş nereye ait?” sorusu, bir toplumun içindeki yerini, aidiyetini ve ilişki ağlarını sorgulayan bir soru haline gelmiş gibi geliyor.
Bir ekonomist olarak, verilerle uğraşırken, toplumdaki aidiyetin yalnızca duygusal değil, aynı zamanda ekonomik ve sosyal bir boyutu olduğunu da fark ettim. “Babuş” kelimesiyle bir yerden bir yere ait olmak, bir ilişki kurmak, aidiyet duygusunun derinleşmesiyle doğrudan bağlantılıydı.
Evet, belki bu yazıyı yazarken Babuş’tan bahsetmek tuhaf gelebilir, ama “babuş”un nerede olduğu, kime ait olduğu aslında toplumsal bir yansıma. Herkesin bir yeri, bir aidiyeti var. Bu, sadece insanlar için değil, hayvanlar için de geçerli. Toplumsal yapıyı oluşturan her birey ve her şey, bir yere aittir. “Babuş” da bunun bir sembolü.
Babuş’un Toplumsal ve Ekonomik Aidiyeti
Ekonomi üzerine okudukça, verilerle daha çok iç içe oldukça, bir şeyler daha netleşmeye başladı. İnsanlar, sadece fiziksel değil, aynı zamanda sosyal ve ekonomik anlamda da “aidiyet” duygusunu yaşarlar. Bu duyguyu pekiştiren birçok farklı faktör vardır; mesela hangi mahallede yaşıyorsanız, oranın kültürel kodları, alışkanlıkları, hatta o bölgedeki evcil hayvanlar bile sizi tanımlar. Mahalledeki diğer insanlarla kurduğunuz ilişkiler, sosyal yardımlaşma, aynı şekilde Babuş’un aidiyetini belirler.
Bir ekonomist olarak, daha önce sosyal ağlar ve toplumda aidiyet üzerine çeşitli araştırmalar yapmıştım. Özellikle şehirdeki farklı yaşam alanları, ekonomik düzeyler ve bireylerin sahip olduğu evcil hayvanlar arasındaki ilişki çok dikkat çekicidir. Örneğin, Ankara’nın Oran gibi yüksek sosyoekonomik düzeydeki semtlerinde, evcil hayvanların bakımı, daha “özel” ve “değerli” görülür. Mahalledeki “babuş”lar da bu çerçevede toplumsal aidiyetin bir parçasıdır.
Bir zamanlar, eski mahallemdeki arkadaşlarımla bir konuşmamda, “Babuş nerede?” diye soran bir arkadaşım vardı. Bu, birinin sahip olduğu kediyi değil de, o kedinin sosyal çevresindeki yerini ve toplumdaki konumunu sorgulamak gibiydi. Öyle ki, bazen sadece bir evcil hayvan üzerinden değil, o hayvanın insanlar arasındaki ilişkileri simgeleyen rolü üzerinden bir aidiyet anlayışına ulaşmak mümkündü.
Babuş ve Bir Ailenin Aidiyet Duygusu
Evet, belki de Babuş’un aidiyeti yalnızca evdeki bir köşe, bir odadan ibaret değil. Aslında o kadar derin ki, bir ailenin aidiyetini, kimliğini, kültürünü bile içinde barındırıyor.
Bunu daha iyi anlatabilmek için geçtiğimiz yıl yaşadığım bir anıyı paylaşmak isterim. Bir gün, mahalledeki bir kafe açılışına gitmiştim. Kafenin sahibi, yıllardır mahalledeki eski esnafla tanışıklığı olan biriydi. O gün kafenin en kalabalık saatiydi, garsonlar her masada birbirine bağırarak sipariş alıyordu. Bir ara, kafenin sahibinin kedisi “Babuş” da gelip bir masanın üstüne sıçradı. O an, tüm kafenin dikkatini çekti. O kadar ki, “Babuş”un aniden kafenin ortasında olması, insanlarda bir aidiyet hissi yaratmıştı. Çünkü kafenin sahibi, yıllardır mahallede tanınan bir kişiydi ve “Babuş” da onunla özdeşleşmişti. Bu da gösteriyor ki, bazen bir evcil hayvanın sadece evin içinde değil, dışarıda da bir aidiyet sembolü haline gelmesi mümkündür.
Sonuç: Babuş’un Aidiyeti, İnsanların Aidiyetiyle İç İçe
Babuş’un “nereye ait olduğu” sorusu, aslında bir insanın kimliğini ve ilişkilerini, toplumsal bağlarını sorgulayan bir sorudur. Her bireyin aidiyet duygusu, sadece bir yerle sınırlı değildir. Ekonomik düzey, sosyal çevre, kültürel geçmiş, hatta bir kedinin ya da köpeğin varlığı bile aidiyetin bir parçasıdır. Babuş, sadece bir evcil hayvan değil, o kişinin, o ailenin, o mahallenin bir parçasıdır.
Babuş’un nereye ait olduğunu anlamak, aslında biraz da sosyal bağların nasıl şekillendiğini, toplumsal yapıları nasıl etkilediğini sorgulamaktır. Bu, sadece hayvanlar için değil, insanlar için de geçerlidir. Aidiyet, hem duygusal hem de sosyal bir olgudur; yer, zaman ve toplumsal yapılarla iç içe geçmiş bir süreçtir.